Lütfen önce videoyu izleyin sonra yazılanları okuyun!

* * *

Video da görüldüğü üzere insanın sayamayacağımız kadar çok nimetlerle donatıldığını görüyoruz. Bunlardan biri de duymak…

Elimdeki bin küsür sayfalık sözlüğü açıyorum ve işitmenin kelime manasına bakıyorum :

 

“Kulak yardımıyla sesleri almak.”

 

Evet aynen böyle yazıyor.İnanamıyorum aldığıma pişman oldum!

Duymak bu kadar basit birşey mi ki, 4 kelimeye sığdırıyorsun onu?!

Tabi işin sırrına eremediğin,eremediğimiz için bu kadar basit görünüyor…

Herhalde sözlüklerle yaşamaya başlasaydık robotlardan bir farkımız olmazdı.

 

* * *

 

Bu muazzam harika hakkında biz de naçizane bazı şeyler yazmak istiyoruz.

 

Bir önceki yazıda (3.Bölüm) beynin 1.3 kg’lık bir et parçası olduğunu fakat hayatımızın bütün yönlerini etkilediğinden bahsetmiştik.Şimdiki konumuz ise kulak ve dolayısıyla duymak…

 

Tabii herşeyde olduğu gibi kendimizle ilgili hiçbirşeye dikkatle bakmadığımız için biz bile bunu anlatmakta güçlük çekeceğiz.(İlk yazımda demiştim en büyük katkısı aslında bana oluyor diye. Çünkü göremediğim şeyleri görmeye çalışıyorum…)

 

İki insanın karşılıklı konuştuğunu farzedelim :

İletişim şu şekilde işler :

 

Düşünmek(Buna kısa bir beyin fırtınası diyebiliriz) Konuşmak ( Ses ağızdan çıktı) Duymak (Ses karşı kişiye iletildi ve algılama süreci başladı) Düşünmek (Gelen ses dalgaları anlamlı hale -kulağın muazzam işleyişi sayesinde- geldi ve beyinde değerlendirildi.Şimdi iletilecek sözler düşünüldü,beyinde oluşturuldu ve karşı tarafa yine aynı yolları izleyerek iletildi)

 

Buradan duymakla ilgili olan kısmı kaldırırsak ne olur ?

Bize iletilemeyen, algılayamadığımız birşey hakkında ne konuşabiliriz ki?

İletişim olmaz,iletişim olmazsa hayatın anlamı olmaz…

 

* * *

 

Videodaki gibi kulaklarınızın duymadığını farzedip dışarı çıkın.Dünya size çok donuk gelmez miydi?

 

Artık konuşacak fakat duyamayacaksınız desem nasıl hissedersiniz? Bir düşünün…

(Bunu gerçekten yapın ve kulaklarınızı tıkayıp dışarı bakın,ya da etrafınıza bir göz gezdirin.İyice tıkayın ki hiçbirşey duymamaya çalışın.Bunu lütfen yapın.Duymanın ne büyük bir nimet olduğunu anlamamız için bu gerekli.VE KORKMAYIN! KİMSE SİZİN BU YAZIYI OKUDUĞUNUZU BİLMİYOR .)

 

 

 

  • Yeni çocuğu olan bir annenin,bebeğinin sesini duyamadığını,

 

  • En zor anlarınızda her zaman size destek olan insanları o güç veren sözlerini duyamadığınızı,

 

  • Ruhunuzu dinlendiren müzikleri artık dinleyemediğinizi,

 

  • Başardığınız bir işte size söylenilen övgü dolu sözleri,

 

  • Çocukların cıvıltısını,

 

  • Kedilerin miyavlamasını,

 

  • Köpeklerin,tabanlarımızı bir an önce yağlamamızı anlatan adrenalin yükseltici havlamalarını,

 

  • Suyun meditasyon etkisi yapan şırıltısını,

 

  • İlkbahar rüzgârının içimizi okşayan, esişinin etkisiyle o güzelim çimenlerin oluşturduğu benzersiz sesi,

 

  • Annelerimizin yaptığı mis gibi börekleri ısırırkenki iştahımızı daha da arttıran çatırtıyı,

 

duyamadığımızı bir düşünün…

 

ALINTI :

“KULAĞIMIZ SES DALGALARINI ALGILAYAN TÜM CİHAZLARDAN ÇOK DAHA ÜSTÜN BİR İŞLEVE SAHİPTİR.

KULAĞIMIZDAKİ TASARIM ÜSTÜN BİR YARATICI OLAN ALLAH’IN ESERİDİR.”

 

Evet “O”nun eseri herşey.Kulağımızdaki teknoloji,içinde bulunduğumuz çağın en ileri teknolojilerine sahip ülkeler ve dünyaca ünlü bilimadamları da birleşse aynısının yapılamayacağı “Çok Özel” bir teknolojidir.

 

Çünkü bu teknoloji “EN BÜYÜK AKLIN” eseridir…

 

“O” büyük bir tasarımcı ve mühendistir.

 

”O” bilginin özünü yaratandır.

 

“O” muazzam kelimesinin bile yanında aciz kaldığı,tariflere sığdıralamayacak bir varlıktır.

* * *

 

Ülkemizde yaşanan geleneksel islâmiyet bize objektif bakmayı unutturdu.Düşünmeyi değil otomatik vitese almayı öğretti.Uygulattırdı.

Gençlik ve biz islâmiyete hep önyargıyla baktık.Üniversitelerde okutulan bütün derslerin özü hep “O”nu anlatır.Ama at gözlüğünü takmış olan sözde eğitimli gençler(yani biz) ve diğer insanlar herşeyin özü olan “O”na ulaşamıyor,kendi mucizevi yaratılışımızı göremiyoruz.,

 

Umarız ki bu at gözlükleri yerlere atılır, çiğnenir ve üzerine tükürülür!

Umarız ki “O”nu iyi anlayan,harikalar harikası mucizelerini kendi benliğine iyi kazımış bir nesil yetişir.

Bundan sonra duyduğumuz her güzel şey,sayesinde ölümden ya da yaralanmadan kurtulduğumuz her ses için “O”na teşekkür etmeliyiz…

Üniversiteyi iyi bitirmek,çok büyük bir şirketin patronu olmak,kariyer yapmak v.b. basit bir idealin ürünüdür.

İdeal demek ömrümüzün sonuna kadar “O”nu tanıyabilmek için verdiğimiz gayret demektir.

ALLAH hepimizin aklına ve yüreğine bu ideali yerleştirsin…

* * *

Farkında olalım :

1. Duymak hakkında hiçbirşey bilmediğimi farkettim.

 

* * *

 

En içten sevgilerimle,

berceste