tanrı saklambaç mı oynuyor?
tanrı, eğer varsa, hem varlığının tüm kanıtlarını bizden gizliyor, hem de bizlerden kendisine inanmamızı bekliyor… ne yaptığını sanıyor... tıpkı saklambaç oynayan bir çocuk gibi…
***
daha önce üstünde fikir yürüttüğümüz misali başka türlü kullanalım istersen..- konu biraz değişti… sen ne dersin bilemem, ama ben diyorum ki, bilgisayar denilen şu güzel aygıtı bir yapan, içindeki programları, en basit olanlarını bile üreten olmalı… üstelik, sıradan biri olamaz bu yapıcı, bu üretici… ilkin, yüksek düzeyde teknik bilgisi olmalı… bilgisayar dilini de çok iyi bilmeli… aklı, bilinci, iradesi, gücü olmalı… aksi halde üretemez…
bilgisayardan milyarlarca defa daha mükemmel insan beynini, hayatın çalışma ilkelerini, duyu organlarını, duygulan yapan, yaratan, tasarlayan, düzenleyen biri var mı peki? “yok”
diyor tanrıtanımaz… üstelik, bir bilgisayar, büyük fabrikalarda üretilir, program mutlaka gelişmiş bir bilgisayar ortamında yapılır, insana bak şimdi… ana rahminde yapılıyor, yaratılıyor… hammaddesi annenin yedikderi içtikleri… fasulye, nohut, bulgur, patates, salatalık, su, ayran… ana rahmi karanlık, ana rahmi dar… ama akıl almaz bir eser çıkıyor ortaya… bilgisayar yapabilecek kadar üstün yeteneklerle donatılmış bir insan… annenin haberi bile yok. içinde ne oluyor… baba tarlasında, tezgahında, çarşısında… çocuk dersen kendinden haberi yok, nerden yapacak kendini… başlangıcı bir damla bulaşık sıvı… sonra kalkıyor isyan ediyor yaratıcısına, sen sensen ben de benim, diyor… hesap sormaya kalkıyor… eh, sonucunu göze alıyor demek, kime ne!

No comments
Bu makale için yorumlar beslemesi